Suna KAYIKCI
Suna KAYIKCI

Köşe Yazarı

Son 5 Dakika Farkındalığı: "Keşke"lerden Önce "İyi ki"

4 dk okuma

• Hayat, yarınlara güvenilmeyecek kadar kısa. Sadece son beş dakikanız kalmış gibi hissetmenin getirdiği o sarsıcı farkındalıkla, 'keşke' demeden önce kıymet bilmenin tam zamanı." • "Gözlerinizi kapatın ve her şeyin şu an bittiğini hayal edin. Avuçlarımızdan kayıp giden zamanın içinde, ertelemeyi bırakıp 'iyi ki' diyebilmenin o en acil ve hakiki yolu." • "Bize kalan son beş dakikanın kelimeleriyle yazılmış bir çağrı: Yokluğun çığlığını duymadan önce sevdiklerimizin gözlerinin içine bakmanın ve hakiki kıymeti bugünden bilmenin erdemi."

Son 5 Dakika Farkındalığı: "Keşke"lerden Önce "İyi ki"

Kıymet bilmek; bir şeyi veya bir insanı o yanımızdayken fark etmek, korumak ve onunla var olabilmenin değerini anlamaktır.

Ancak insan doğası ne yazık ki genellikle sahip olduklarının sessizliğine alışıp, onları ancak yokluklarıyla yüzleştiğinde fark edebilmektedir.

 

 Hayatta her nefes, her ses, her tebessüm birer lütufken; bizler bunları sıradanlaşmış detaylar sanırız.

 Sabah uyanıp her zamanki gibi yerinde duran bir eşyaya, sesini her an duyabileceğimiz bir dosta, eve geldiğimizde bizi bekleyen sıcaklığa sanki hiç kaybolmayacakmış gibi davranırız.

 

Yokluk ise en sert öğretmendir.

 Bir şey avucumuzdan kayıp gittiğinde, geride kalan boşluk onun o zamana kadar hayatımızda ne kadar büyük bir alanı doldurduğunu acı bir şekilde yüzümüze vurur.

 

Hz. Mevlana’nın bu konudaki şu sözü aslında her şeyi özetler:

 

“Kıymet bilmek, kaybedince arkasından ağlamak değil; yanındayken sımsıkı sarılmaktır.”

 

 Çünkü kaybedildikten sonra dökülen gözyaşının, pişmanlığın ve "keşke"lerin gideni geri getirme gücü yoktur. Gözyaşı, çoğu zaman sadece geride kalan vicdanı aklama çabasından ibarettir.

 

 Hakiki kıymet bilme hali; eldekini kusurlarıyla kabul etmek, vaktinde "iyi ki varsın" diyebilmek ve sevgiyi asla ertelememektir.

 

İnsan ertelemeye en çok sevgiyi ve ilgiyi yakıştırır; "yarın söylerim", "müsait bir günde sarılırım", "nasıl olsa burada" deriz.

 

 Oysa hayat, bu "nasıl olsa"ların arasına sıkışıp kalmış geç kalmışlıklarla doludur.

 

 Kıymet bilmek en büyük erdemlerden biridir; bir insanı kaybetmeden önce anlamak, bir anın geçip gideceğini bilerek yaşamak ve ellerimizdekine hırsla değil, şükürle bakabilmektir.

 

 Kaybetmeden önce görebilmek, insanın bu hayattaki en büyük olgunlaşma biçimidir.

 

Bana göre: Eğer bu hayatta sadece son 5 dakikam kalsaydı ve dünyaya son bir mesaj bırakma hakkım olsaydı, kelimeleri hiç uzatmadan, doğrudan kalplere dokunacak şu birkaç şeyi söylerdim:

"Şu an sahip olduğunuz, sıradan sandığınız o 'normal' günlerin aslında birer mucize olduğunu fark edin. Sabah içtiğiniz o sıcak çayın, pencereden giren rüzgarın, kapıyı açtığında size gülümseyen o insanın değerini anlamak için zamanın bitmesini beklemeyin.

İçinizdeki sevgiyi yarına saklamayın. Haklı olma savaşlarını, gurur duvarlarını, 'nasıl olsa daha vaktimiz var' yanılgısını hemen şimdi bir kenara bırakın.

Gitmek zorunda kaldığınızda geride bırakacağınız tek şey, insanlarda bıraktığınız duygu ve hislerdir.

Elinizdeki telefonları bir anlığına kapatın.

 Karşınızdaki insanın gözlerinin içine bakın, ona tüm dikkatinizle kulak verin ve henüz vakit varken sımsıkı sarılın.

Hayat, geç kalınmış 'keşke'ler için çok kısa; sevdiklerinize 'iyi ki varsın' demek için ise tam şu andır.

 

"Şimdi gözlerinizi bir anlığına kapatın ve bu hayatta sadece son beş dakikanız kaldığını hayal edin; o an aklınıza gelen ilk kişiye henüz vakit varken sımsıkı sarılın ve 'iyi ki varsın' deyin.

 Çünkü hayat, yarınlara güvenilmeyecek kadar kısa; hakiki kıymet bilmenin zamanı ise tam şu andır."

Bu yazıyı paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.