"Göklerde dalgalanan al bayrağın gölgesinde hürce nefes alabiliyorsak, arkasında cephe cephe yazılan amansız bir destan var.
Çünkü bu topraklarda Cumhuriyet, kolay kazanılmadı."
Bugün, gökyüzünde dalgalanan al bayrağın gölgesinde, başımız dik ve hür bir şekilde nefes alabiliyorsak, bunu tarihin akışını değiştiren o büyük karara borçluyuz.
Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Ancak bu bayram, sadece takvimdeki kırmızı puntolu bir günden ibaret değildir; bu bayram, küllerinden doğan bir milletin, kanla ve gözyaşıyla yazdığı bir destanın taçlanmış halidir.
Bizler, özgürlüğü ve cumhuriyeti bir lütuf olarak almadık. Bu topraklar üzerinde kurulan egemenlik, masa başında ya da diplomatik pazarlıklarda kolayca kazanılmadı.
Cumhuriyet’in harcında, Çanakkale’den Dumlupınar’a kadar uzanan topraklarda can veren binlerce fidanın kanı var.
Sakarya’da sırtında cephane taşıyan Fatma Bacıların, mermiler ıslanmasın diye çocuğunun battaniyesini bombanın üzerine seren Elif Anaların, "Geri dönmeyi düşünmediler" denilen o kahraman neferlerin emeği var.
Cumhuriyet; yoksullukla, kıtlıkla, eğitimsizlikle ve en önemlisi de dünyanın en güçlü ordularına karşı verilen o amansız savaşlarla kuruldu. Kundaktaki bebeğini bırakıp cepheye koşanların, yalın ayak cepheye mermi taşıyanların inancıdır Cumhuriyet.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının, "Ya istiklal ya ölüm!" diyerek yola çıktığı o karanlık gecelerin ardındaki aydınlık şafaktır.
Bugün bizlere düşen en büyük görev; her köşesi savaşlarla, yoklukla ve inanılmaz fedakarlıklarla örülmüş bu topraklarda, Cumhuriyet’in değerini çok daha iyi bilmektir.
Çünkü kolay kazanılmayan şeyler, kolay kaybedilmemelidir.
Cumhuriyet, bize emanet edilmiş en kutsal mirastır ve onu korumak, sadece geçmişe bir saygı duruşu değil, geleceğimize olan en büyük borcumuzdur.
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!