Fahri İNAL
Fahri İNAL

Köşe Yazarı

Sorun sende değil bende....

5 dk okuma
Sorun sende değil bende....

Kimisi “Enerji Alamadım” Der… Kimisi Daha Ayrılmadan Özler

Fahri İNAL

Hayat, insanı en çok insanla sınar.

Bir gün hiç tanımadığınız biri girer hayatınıza. Önce çekingen bir “Merhaba” ile başlar her şey. Ardından gelen birkaç mesaj, geceleri uzatan sohbetlere dönüşür. Gün içinde “Nasılsın?”, “Yemek yedin mi?”, “Kendine dikkat et.” cümleleri sıradanlaşır. Sonra telefon konuşmaları başlar. Dakikalar saat olur, saatler nasıl geçti anlaşılmaz.

Telefon kapanır ama özlem kapanmaz.

Bir sonraki konuşmayı beklersiniz.

Bir sonraki mesajı…

Bir sonraki buluşmayı…

Sonra o beklenen gün gelir.

İlk kez aynı masada oturursunuz. Aynı havayı solur, aynı kahveyi paylaşırsınız.

Ve bazen yalnızca yarım saat sonra şu cümleyi duyarsınız:

“Elektrik alamadım… Enerji alamadım.”

İnsan o an ister istemez kendi kendine soruyor:

Dün gece saatlerce konuşan biz değil miydik?

Telefon kapanınca “Sesini özledim.” diyen kimdi?

Sabah uyanınca ilk mesajı atan kimdi?

Peki, telefonda özleyen insan, yan yana gelince neden bir anda “enerji alamadım” der?

Bunun tek bir cevabı yoktur.

Bazen beklentiler gerçeğin önüne geçer.

Bazen insanlar hislerini yanlış yorumlar.

Bazen de “enerji alamadım” sözü, gerçeği söylemek yerine seçilen en kolay vedadır.

Çünkü bazı insanlar ayrılmak için sebep arar.

Bazıları ise kalmak için bir neden bile aramaz.

İşte hayatın en büyük farkı da burada başlar.

Birisi size:

“Sorun sende değil, bende.” der.

Bir başkası ise gözlerinizin içine bakarak:

“Sen ol da ne olursa olsun.” der.

Birisi saate bakar.

Diğeri zamanın durmasını ister.

Birisi buluşmayı erkenden bitirmek için bahane arar.

Diğeri, vedayı birkaç dakika geciktirebilmek için aynı cümleyi defalarca uzatır.

Birisi arabasına biner gider.

Diğeri siz gözden kayboluncaya kadar arkanızdan bakar.

Birisi “Görüşürüz.” der.

Diğeri ise daha siz köşeyi dönmeden mesaj atar:

“Eve varınca haber ver olur mu?”

Ve bazen öyle insanlar çıkar ki karşınıza…

Henüz ayrılmadan özlemeye başlar sizi.

“Gitme.” demez.

Ama gözleri söyler.

“Daha şimdiden seni özledim.” der.

İşte o cümle, saatlerce kurulmuş süslü cümlelerden çok daha değerlidir.

Çünkü sevgi, kelimelerle değil; davranışlarla ispat edilir.

Enerji dediğimiz şey de aslında budur.

Karşınızdakinin yanında rol yapmadan gülebilmek…

Sessizliği bile huzurla paylaşabilmek…

Saatin kaç olduğunu unutmak…

Ve ayrılık vakti geldiğinde içinizde tarif edemediğiniz bir boşluk hissetmek…

Mevlânâ’ya atfedilen şu söz belki de bu duyguyu en güzel anlatan ifadelerden biridir:

“Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir.”

Gerçek bağ, kelimelerin çokluğunda değil; hislerin samimiyetindedir.

Ben ise hayata dair hep aynı cümleyi söyledim:

“Anı yaşarken zamanı bekleyin. Zamanı beklerken anı yaşayın.”

Çünkü zaman, insanların söylediklerini değil; hissettirdiklerini ortaya çıkarır.

Zaman geçince bahaneler unutulur.

Ama bir insanın size hissettirdiği değer unutulmaz.

Bugün dönüp geriye baktığımda görüyorum ki bazı insanlar hayatıma yalnızca kısa bir cümle bıraktılar:

“Enerji alamadım.”

Bazıları ise tek bir cümleyle koca bir ömür anlattılar:

“Gideceğini biliyorum… Ama buna rağmen seni şimdiden özlüyorum.”

İnsan gerçekten sevdiği kişiyi değiştirmeye çalışmaz; yanında kalmanın yollarını arar.

Çünkü gerçek sevgi, kusur aramaz.

Gerçek sevgi, bahane üretmez.

Gerçek sevgi, “enerji” hesaplamaz.

Gerçek sevgi, “İyi ki varsın.” diyebilme cesaretidir.

Ve belki de hayatta en büyük zenginlik; sizi gördüğünde gitmek isteyen değil, siz giderken içinin eksildiğini hissettiren bir yüreğe rastlayabilmektir.

Fahri İNAL 

Siyaset Danışmanı |Stratejist |Analist |Yazar 

Bu yazıyı paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.