İdealler Kazanırsa, Türkiye Kazanır
Hayatın bazı haftaları vardır; insan sadece takvime bakmaz, aynaya da bakar. Çünkü takvim geçen zamanı, ayna ise hedefe ne kadar yaklaştığını gösterir.
Bu hafta, herkesin kendisine tek bir soru sorması gerekiyor: İdeallerim için gerçekten elimden geleni yapıyor muyum?
Başarı; bekleyenlerin değil, cesaret edenlerin kapısını çalar. Büyük hedefler büyük bedeller ister. Yorulmayı göze almayanlar, zirveyi sadece uzaktan seyreder. Bu nedenle bazen konfor alanından çıkmak, bazen risk almak, bazen de herkes susarken konuşabilmek gerekir.
Türkiye de tam olarak böyle bir dönemin içinden geçiyor.
Ekonomiden adalete, eğitimden gençlerin gelecek kaygısına kadar birçok başlıkta toplum yeni bir yol arıyor. Siyaset, artık yalnızca partilerin yarışı olmaktan çıktı; güven veren kadroların, güçlü projelerin ve samimiyetin sınandığı bir alana dönüştü.
Son günlerde kurulan yeni siyasi partiler de bu arayışın bir sonucu olarak okunmalıdır. Yeni bir parti kurmak kolay değildir. Asıl mesele tabela asmak değil, millete umut olabilmektir. Türkiye’nin ihtiyacı, isimlerden çok vizyon; sloganlardan çok çözüm üreten siyaset anlayışıdır.
Muhalefetin en önemli aktörlerinden biri olan Özgür Özel’in önünde de önemli bir sınav bulunuyor. Siyaset artık sert söylemlerle değil; toplumun ekonomik, sosyal ve hukuki beklentilerine ne kadar gerçekçi cevap verebildiğiyle değerlendiriliyor. Aynı durum iktidar için de geçerlidir. Millet, kimin haklı olduğundan çok, kimin sorunları çözebildiğine bakıyor.
Bugün Türkiye’de siyasetin en büyük ihtiyacı; kutuplaşmayı büyütmek değil, ortak aklı büyütebilmektir. Çünkü güçlü devlet, farklı düşüncelerin birbirini düşman olarak görmediği devlet anlayışıyla mümkündür.
Ama hayat sadece siyasetten ibaret değildir.
İnsanı ayakta tutan bir başka güç daha vardır: Aşk.
Gerçek aşk da tıpkı ideal sahibi olmak gibidir. Emek ister, sabır ister, fedakârlık ister. Zor zamanlarda vazgeçmeyenlerin hikâyesidir. Bir insan sevdiğine nasıl yüreğini teslim ediyorsa, ideallerine de aynı inançla sarılmalıdır. Çünkü sevgi olmadan umut, umut olmadan mücadele, mücadele olmadan da başarı olmaz.
Belki de hayatın en büyük sırrı budur.
İnsan hem ülkesini sevecek kadar vicdanlı, hem idealleri uğruna mücadele edecek kadar cesur, hem de sevdiği insanın gözlerindeki mutluluğu kendi mutluluğu sayacak kadar yürekli olmalıdır.
Bu hafta hepimiz için yeni bir başlangıç olabilir.
Daha çok çalışmak, daha çok üretmek, daha çok dinlemek ve daha çok umut etmek…
Çünkü tarih, hayal kuranları değil; hayalleri için mücadele edenleri yazar.
Ve unutmayalım…
Bir millet, ideallerini kaybettiği gün geleceğini de kaybetmeye başlar. Ama inancını, umudunu ve mücadele azmini koruyan toplumların önünde hiçbir engel sonsuza kadar duramaz.
Bugün atacağımız doğru adımlar, yarının güçlü Türkiye’sini inşa edecektir. İşte bu yüzden; bireysel hedeflerimiz de, ülkemizin ortak hedefleri de aynı cümlede buluşmalıdır:
Vazgeçmeden yürümek… Çünkü kazananlar, yolun sonuna kadar yürümeyi göze alanlardır.
Fahri İNAL
Siyaset Danışmanı • Stratejist • Analist • Yazar