Sıradan bir kalabalığın içinde kaybolmuş gibi görünürken, doğru insanın gözünde tüm evrenin anlamı haline gelmek, hayatın en derin ve en güzel çelişkisidir. Her gün binlerce yüzün birbirine karıştığı, herkesin kendi telaşına düştüğü bu koca dünyada, aslında hepimiz birer yabancıyız. Sabahları aynı otobüse bindiğimiz, kaldırımda yanımızdan geçen, kahve kuyruğunda bekleyen o yüzlerce insan için hiçbir özelliğimiz yoktur. Bir tabela, bir gölge ya da sadece geçip giden bir siluetizdir. Sokakların, şehirlerin ve hatta koca evrenin acımasız nizamı içinde hepimiz alabildiğine sıradanız. Kimsenin dönüp arkasına bakmadığı, hikayesini merak etmediği o milyarlarca insandan sadece biriyizdir.Ancak hayatın asıl mucizesi, bu mutlak sıradanlığın tam kalbinde gizlidir. Bir gün, hiç beklenmedik bir anda biri çıkıp gelir ve o gri kalabalığın içinden sizi çekip çıkarır. Onun gözleri size değdiğinde, o güne kadar kimsenin fark etmediği detaylar birer birer anlam kazanmaya başlar. Sizin bile önemsemediğiniz küçük bir gülüşünüz, sesinizin tonu, hüzünlendiğinizde gözlerinizin aldığı o belirsiz ifade, onun dünyasındaki en değerli hazineye dönüşür. Gerçek bir aşkın ve kalpten verilen bir değerin paraya, pula, gösterişli saraylara ya da lüks hediyelere ihtiyacı yoktur. Dünyanın geri kalanı için hiçbir şey ifade etmeyen varlığınız, o tek bir kalbin içinde koca bir gökyüzü haline gelir. İnsanın ruhuna huzur veren o büyük zenginlik, çok uzaklarda değil; başını sokabileceği küçük bir ev, toprağına dokunabileceği minik bir bahçe ve kapıda kuyruk sallayarak sizi karşılayan bir köpek ile kucağınıza kıvrılıp mırıldayan bir kedinin samimi sevgisinde gizlidir. Artık sadece nefes alan bir beden değil, birinin sığınağı, neşesi ve yarını olursunuz.İşte bu yüzden, bir insan için "dünyalara bedel" olmak, yeryüzündeki tüm makamlardan ve zenginliklerden daha değerlidir. Dışarıdaki dünya ne kadar büyük, acımasız ve yabancı olursa olsun; birinin dünyasında her şey demek olduğunu bilmek insana sonsuz bir güç verir. Sıradanlığın yarattığı o soğuk yalnızlık, doğru insanın sevgisiyle bir anda ısınır. Çünkü ruhu besleyen şey maddiyatın geçici ışıltısı değil, bir insanın gözlerindeki o samimi aidiyettir; sevgi hiçbir cüzdana sığmayacak kadar büyüktür. Şöhretin ya da büyük başarıların veremediği o huzur, birinin size "sen benim her şeyimsin" diyen bakışlarında saklıdır. Hayatın karmaşasından uzaklaşıp o küçük evinizde, bahçenizdeki çiçeklerin arasında, sadık patili dostlarınızın başını okşarken anlarsınız; paranın satın alamayacağı bir aşkla sevildiğiniz sürece, sıradan bir hayat bile kendi içinde devasa bir destana dönüşebilir.
Suna KAYIKCI
Köşe Yazarı
Sıradan Bir Kalabalıkta Dünyalara Bedel Olmak
4 dk okuma
Gerçek sevginin paraya pula ihtiyacı yoktur; bazen küçük bir bahçe, bir kedi, bir köpek ve sizi canından çok seven bir kalp tüm dünyaya bedeldir.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.