Diyarbakır’ın "Gaffar Baba"sı: Sevgiyle Kazanılan Kalpler ve Unutulmayan Suikast

Devletin soğuk yüzünü silip Diyarbakır’ın "Gaffar Baba"sı olan; çocuklara adı, sokaklara huzuru verilen Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan’ın, sevgiyle ördüğü duvarları yıkmak isteyen karanlık bir pusuyla şehit edilişinin hikayesi.

3 dk okuma
Diyarbakır’ın "Gaffar Baba"sı: Sevgiyle Kazanılan Kalpler ve Unutulmayan Suikast

Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran, devlet ile halk arasında kurduğu sevgi köprüsüyle hafızalara kazınan efsanevi Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan,

hem görev anlayışıyla hem de trajik ölümüyle unutulmaz bir figür haline geldi.

1952 yılında Sakarya’nın Hendek ilçesinde doğan Okkan, 1973 yılında Polis Akademisi’nden mezun oldu. İzmir, Şanlıurfa, Eskişehir ve Kars gibi farklı şehirlerde başarıyla görev yaptıktan sonra, 1997 yılında terör olaylarının ve faili meçhul cinayetlerin gölgesindeki Diyarbakır’a İl Emniyet Müdürü olarak atandı.

Bu atama, sadece onun kariyerinde değil, Diyarbakır halkının hayatında da tarihi bir dönüm noktası oldu.Gaffar Okkan, Diyarbakır’a adım atar atmaz alışılmışın dışında bir yönetim anlayışı benimsedi. İlk iş olarak makam odasının kapılarını halka sonuna kadar açtı ve şehirdeki zırhlı araçlar ile güvenlik barikatlarını azaltarak polisin sıcak yüzünü gösterdi.

Kentte ilk kez kadın polisleri sahaya indirdi; kadın memurlar trafiği yönetirken, kaybolan çocuklara ve yaşlılara yardım ederek sokaklara güven aşıladı.

Şehrin kritik noktalarına kameralar kurdurarak asayişi sağlayan Okkan, geceleri korumasız bir şekilde esnafı ziyaret edip onlarla çay içti. Kentin en büyük tutkusu olan Diyarbakırspor’un onursal başkanlığını üstlendi, maçları taraftarlarla yan yana izledi. Bu samimiyeti sayesinde Diyarbakır halkı ona "Gaffar Baba" lakabını taktı ve o dönem doğan yüzlerce çocuğa "Ali Gaffar" adı verildi.

Ancak halkla kurulan bu güçlü bağ, karanlık odakları rahatsız etti. 24 Ocak 2001 akşamı, saat 17.40 sıralarında Gaffar Okkan, İl Emniyet Müdürlüğü binasından Valilik binasına gitmek üzere makam aracıyla yola çıktı.

Sezai Karakoç Bulvarı üzerinde, eski Sümer Camii yakınlarında profesyonelce planlanmış hain bir pusu kuruldu. Kimliği belirsiz maskeli saldırganlar, Okkan’ın makam otomobili ile koruma aracını el bombaları ve otomatik silahlarla çapraz ateşe tuttu.

Araçlara yüzlerce kurşunun isabet ettiği bu vahşi saldırıda, Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ile birlikte koruma polisleri Mehmet Kamalı, Mehmet Sepetçi, Selahattin Baysoy, Sabri Kün ve Atilla Durmuş olay yerinde şehit düştü.Düzenlenen bu suikast tüm Türkiye’yi yasa boğarken, en büyük acı Diyarbakır’da yaşandı.

 Şehirde kepenkler kapatıldı, binlerce insan sokaklara dökülerek gözyaşları içinde terörü lanetledi. Yapılan adli ve istihbari soruşturmalar sonucunda suikastın arkasında terör örgütü Hizbullah'ın olduğu tespit edildi ve ilerleyen yıllarda düzenlenen operasyonlarla saldırının failleri yakalandı ya da etkisiz hale getirildi.

 Ali Gaffar Okkan, arkasında sadece başarı dolu bir polislik kariyeri değil; devletin güler yüzünü, adaletini ve şefkatini halka aşılayan tarihi bir miras bıraktı.

Şehadetinden üç gün önce bir röportaj vermişti.

 

Sonunda şunu söyledi:

 

"Ben sapına kadar Diyarbakırlıyım."

 

Sakarya'nın Hendek ilçesinden gelmiş bir adamdı.

 

Ama Diyarbakır onu hiç bırakmadı.🇹🇷

Yayın Notu

Yayın sorumlusu: Suna KAYIKCI

Son güncelleme: 16 Eylül 2026, 16:31

Bu haberi paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapın.