Hayırsızada Sürgünü, 1910 yılında İstanbul sokaklarındaki 80 binden fazla köpeğin Marmara Denizi’ndeki Sivriada'ya sürülerek ölüme terk edildiği, Türkiye tarihinin en trajik olaylarından biridir
1. Trajedinin Arka Planı ve NedenleriBatılılaşma ve Modernleşme Sancısı: 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında Osmanlı Devleti, Avrupa şehirlerindeki düzeni örnek alıyordu. Batılı seyyahların sokak köpeklerinden şikayetçi olması ve kenti "ilkel" göstermesi, dönemin yöneticilerinde imaj kaygısı yarattı.Ekonomik Çıkar ve Kozmetik Anlaşması: Dönemin hükümeti, Fransa ile bir sanayi anlaşması imzaladı. Buna göre toplanan köpekler Fransa'ya ihraç edilecek, kimya ve parfüm sanayisinde kullanılacaktı.İdari Karar: II. Meşrutiyet sonrası dönemde, dönemin İstanbul Şehremini (Belediye Başkanı) Suphi Bey’in talimatıyla kapsamlı bir "köpeksizleştirme siyaseti" başlatıldı.2. Büyük Toplama ve Halkın DirenişiHalkın Koruma Kalkanı: İstanbullular için köpekler mahallenin birer sakini ve koruyucusuydu. Bu yüzden halk, belediyenin toplama ekiplerine uzun süre direndi ve köpekleri evlerinde sakladı.Maddi Teşvik: Direnişi kırmak için toplama işi, para karşılığında bu işi yapmayı kabul eden kişilere devredildi. Özel aparatlar ve maşalarla geceler boyu süren acımasız bir av başlatıldı.
Tophane Baskını: Tophane rıhtımında gemilere yüklenmek üzere bekletilen binlerce köpeği kurtarmak için halk büyük bir baskın düzenledi ve hayvanları saldı. Ancak yönetim, Fransa ile yapılan ticari taahhütler ve modernleşme baskısı nedeniyle geri adım atmadı. Fransa’nın ticari anlaşmadan çekilmesi üzerine süreç, doğrudan bir imha operasyonuna dönüştü.3. Sivriada'da Yaşanan DramDoğal Yaşama Elverişsiz Ada: Köpeklerin gönderildiği Sivriada (günümüzdeki adıyla Hayırsızada), tamamen çıplak kayalıklardan oluşan, ağaçsız ve en önemlisi su kaynağı bulunmayan bir yerdi.
Ölüme Terk Edilme: 80 bin civarında köpek adaya bırakıldı. Belediye, ilk günlerde adaya göstermelik olarak birkaç ekmek gönderse de bu kısa sürede kesildi.Sessizliğin Çığlığı: Dönemin şahitleri ve adanın yakınından geçen gemilerdeki insanlar, köpeklerin açlık ve susuzluktan birbirlerini parçaladıklarını, uluma seslerinin İstanbul sahillerinden (özellikle Anadolu Yakası'ndan) duyulduğunu aktarmıştır. Kısa süre içinde adadaki tüm köpekler can verdi.4. Toplumsal Hafıza ve "Hayırsız" İsmiUğursuzluk İnancı: Katliamın ardından ölen hayvanların kokusu aylarca İstanbul genelinde hissedildi. Bu olaydan iki yıl sonra, 1912 yılında büyük bir Marmara depremi meydana geldi ve hemen ardından Balkan Savaşları patlak verdi.İsim Değişikliği: İstanbul halkı, yaşanan bu büyük felaketleri ve toprak kayıplarını, adada can veren masum köpeklerin bedduasına (lanetine) bağladı. Bu sebeple Sivriada’nın adı halk arasında kalıcı olarak "Hayırsızada" olarak anılmaya başlandı.Bugün Hayırsızada Trajedisi, hayvan hakları savunucuları tarafından her yıl 3 Haziran'da anılmakta ve toplumsal hafızada vicdani bir yara olarak tazeliğini korumaktadır.